| 40 Yaşında! |
|
|
|
Antrenmanlar da kullanılan Gİ’ler ya bakkaldan edinilen seker çuvallarından ya da Mahmutpaşa’Dan alınan birkaç metre Amerikan bezinin annelerimiz tarafından biçilip dikilmesinden elde edilirdi. Henüz o yılların efsanevi yerli Gİ’ üreticisi ÇABITKAN firması bile bilinmiyordu. 1970’li yılların ortalarına gelindiğinde Türkiye ilk aylık yayın organı JUTEKA dergisine kavuştu. Çok kalitesiz bir kağıda siyah beyaz basılan Bu dergi günümüzün popülist spor kültürüne uzak, sadece BUSHIDO kültürünü yasayıp yaşatan kalemleriyle güçlü bir içeriğe sahipti. Türk Karatesinin henüz emekleme cağı olan o yıllarda belki teknik anlamda alt yapı eksikliği vardı ama Dojolar da yaşanan “Do” ve gençliğin taşıdığı Savaşçı (BUSHI) ruh , günümüzden çok daha yüksekti. 1970’li yılların ikinci yarısında özel dojolar dönemin hükümeti tarafından yasaklanmasına rağmen 1980’li yıllara gelindiğin de Türk Karatesi bir inanılmazı basardı Judo ve Taekwondo’ nun yanına üçüncü branş olarak bağlandı ve federe oldu. Devlet bu yeni branşa önceleri cimri davransa da ilerliden yıllar içersinde rüştünü ispat eden Türk Karatesi devletin tüm olanaklarından sonuna kadar yararlanma imkanı yakaladı. Yıllar ilerleyip 1990’lara doğru gelindiğin de inanılmazlar birbiri ardına gelmeye devam etti.! Balkanlar, Avrupa ve Dünya şampiyonlukları Türk Karatesine emek veren üstatları taçlandıran bir istikrar zinciri olarak ülkemize taşınma modana girdi. Türk Spor Karatesi artık Avrupa ve Dünya Karatesinin saygın bir üyesi olmuştu. Bir zamanlar resimlerini Karate magazin dergilerinde gördüğümüz Avrupa ve Dünya federasyonun teknik kurulları ve yönetim kurullarında ülkemizi temsilen seçilen insanlarımız görev yapmaya başladı. Yanlarına yaklaşılmayan uluslararası hakemlik kurullarında birbirinden basarili insanlarımız kendilerine görev alanı açmayı basardı. Öyle ki Türk Spor Karatesi için Avrupa ve Dünya şampiyonların da kürsüye çıkmak bir hayalken o kürsülere çıkamamanın ayıp sayıldığı bir alışkanlık oluştu..! Evet zaman hızla akıp gitti, şimdilerde bir zamanlar şeker çuvalı biçerek elde edilen Karate Gi’ler unutuldu. Dünyanın en büyük spor giyim kurulusu Adidas’in ürettiği Gi’ler bile bir telefon siparişiyle evimize servis edilir oldu. Artık kimse aylarca çalışarak elde ettiği birikimleriyle Avrupa ya da Dünya şampiyonalarına ya da gelişim kurslarına gitmiyor, her ne kadar özerkleştiği söylense de devletimiz basarili olan sporcusunu dünyanın her yerine en iyi olanakları vererek oturuyor. Devletimiz basarili olan sporcusunu maddi ödüllerle motive eden güçlü bir anlayış geliştirdi. Yerel yönetimler devlete destek olarak çok başarılı bir şekilde Türk Spor Karatesine sahip çıktı. Evet geride kalan yıllar içerisinde Türk Spor Karate si inanılmaz kazanımlar geliştirdi. Bunlar elbette göğsümüzü kabartan gelişmeler, bu kazanımlar elbette gurur kaynağımız... Bizi bu günlere taşıyan değerli üstatlarımız elbette bas tacımız. Ama aynı acık yüreklilikle söylemeliyiz ki Türk Karatesi dişiyle, tırnağıyla elde ettiği bu kazanımların coşkusuyla (( tabi ki farkında olmadan)) çok önemli bazı değerlerini de köreltti..! Örneğin Türk Karatesi “DO” sunu köreltti...! Örneğin Türk Karatesi BUSHİDO ruhunun derinlikleri ile dolu “DOJOLARINI” kaybetti..! YENİDEN DOĞUŞ Kartal kuş türleri içerisinde 70 yıllık ömrüyle ilginç ve örnek bir canlı türüdür. Ancak 70 yıl yasayabilmesi için 40 yaşına ulaştığın da çok ciddi ve zor bir sınavdan geçmesi gerekecektir... Zira Kartal 40 yaşına geldiğin de., Pençeleri sertleşir, esnekliğini kaybeder ve avını o muhteşem pençeleriyle tutamaz hale gelir. Gagası uzar ve göğsüne doğru kıvrılır. Kanatları tüylerinin kalınlaşıp ve kartlaşmasıyla birlikte ağırlaşır, artık uçması da iyice zorlaşır. Şimdi Kartalın önün de 70 yıllık doğal yasam sürecini tamamlayabilmek için iki seçenek vardır: Ya kendisini ölüme bırakacaktır, Ya da yeniden doğuşun çileli ve zorlu sürecini göğüsleyecektir. Kartal 150 gün devam edecek bu yeniden doğuş surecini aç bitap tamamlamayı göze aldığın da dağın zirvesinde ki bir fiyorta çekilip yeniden doğuş periyoduna yatar. Yeni yerinde ilk olarak gagasını kayaya sert bir şekilde vurmakla başlar ise, bu iş taa ki o gaga yerinden sökülüp düşünceye kadar devam edecektir. Gaga düştüğünde bir süre yeni gagasının çıkmasını bekler. Gagası çıktıktan sonra yeni gagası ile sertleşip bükülmeyen pençelerini sökmeye yönelir. Bu işlemi tamamlandıktan sonra yine bir süre bu kez yeni pençelerinin çıkmasını bekler. Ve daha sonra yeni pençeleriyle bu kez eski kartlaşmış, ağarlaşmış kanat tüylerini yolmaya baslar. Gaga, pençeler ve kanatlar kartalın yaşamsal organlarıdır. Kartal hayatta kalmak adına bu organlarını 5 ay aç, susuz kalarak yeniler. Böylece ömrüne yine aynı dinamiklik içerisinde yasayabileceği yeni bir 20-30 yıl daha eklemiş olur. Aslında bizlerde insan olarak hayatın bir yerlerin de böyle bir yeniden doğuş süreci yasayabilmeliyiz... Zafer uçuşlarımızı sürdürebilmek adına kolaycı maddi getiri bağımlılıklarımızdan, yanlış alışkanlıklarımızdan kurtulabiliriz..! Geçmişin muhteşem deneyimleriyle birlikte yeniden doğuşumuzu fırsatlar dünyasına dönüştürebiliriz..! Oss Hasan OKUS |